Blog

Gözlerin Ardındaki Çocuk

Bu oyunun konu uzmanı danışmanlığı Artı Özel Eğitim Merkezi ve Mustafa ATEŞ tarafından yapılmıştır…

Gözlerin Ardındaki Çocuk Bir yandan dua ederek kendinizi şanslı sayacaksınız, bir yandan insan olma durumunuzu sorgulayacaksınız. İnsanlığın ortak ruhuyla, tanışacağız, vicdanımızla yüzleşeceğiz. Çünkü farklı olmak…

Toplumsal duyarlılık eğitimi oyunu “gözlerin ardındaki çocuk”. Sanatın gücünün, sanatçı duyarlılığının çok özel örneklerinden biri. Duyduğumuz; ama ne olduğunu tam bilmediğimiz, gördüğümüz; ama tam anlamadığımız, ilgiliymiş gibi olup paylaşamadığımız bir yaşam çemberinden geçiyoruz. Farklı olanların yaşamının içinden geçiriyor oyun izleyeni.

Bir yandan dua ederek kendinizi şanslı sayacaksınız, bir yandan insan olma durumunuzu sorgulayacaksınız. İnsanlığın ortak ruhuyla, tanışacağız, vicdanımızla yüzleşeceğiz. Çünkü farklı olmak, ister doğuştan bir anomali ister sonradan bir hastalık veya kaza ile nasıl olursa olsun bir anda tüm dengeleri, düzenekleri, rolleri, işleyişleri bozuyor, alt üst oluyor her şey; öyle ki hayallerinizi bile yeniden inşa etmek zorunda kalıyorsunuz. Dünyanın herhangi bir coğrafyasında, ülkesinde olmanız bu gerçeği pek değiştirmiyor henüz. Farklıysanız eğer, gözlerin ardındaki hayatı yaşamaktan kaçamıyorsunuz. Sizin böyle bir engeliniz, farklılığınız olmayabilir, bu durum sizi farklı olma olasılığı içinden çıkartmıyor.

Onların bizden istediği çok değil, yapamayacağımız bir şey hiç değil. Dışlanmamak ve yaşamının her alanında, sokakta, okulda, parkta topluma katılabilmelerine yer açmak, olanak sağlamak. Çoğu zaman buna edinilmiş beceriler, giydirilmiş roller yetmiyor. Dünyanın en iyi hekimi olmanız, bu gerçeği değiştirmeye yetmiyor. Biliminde çaresizlikleri var. Daha önce pek çok çocuk yetiştirmiş olabilirsiniz, önceki annelik becerileriniz yetersiz kalıyor, 20- 30 yıllık çok donanımlı, deneyimli, uzman – öğretmen olabilirsiniz. Bu bildikleriniz Yotam(ların) eğitimi için yetmiyor. Çevreyi hayvanları, doğayı seven birisi olabilirsiniz bu Yotam ile doyurucu bir sosyal ilişki kurmanıza yetmiyor eğer Yotam(ın) koşulsuz sevgisi, masumiyeti içimizde yoksa eğer Erika ninenin insan sevgisi olgunluğuna ulaşamamışsak tümden eksiğiz, yetersiziz. Onlar, dışlanmışlığı yaşarken, bizler insan olma durumumuzdan kayıp bir hayat yaşıyoruz demektir. Öyle ki doğum gününde böyle bir çocuğa ne hediye alacağınızı bilemeyecek kadar donuk, beceriksiz, eğitimli cahil olmaktan kurtulamıyorsunuz.
Kim demiş onlar öğrenemezler, eğitilemezler, hayata katılamazlar diye. Bu içi korku dolu boş bir yalan. Anlatılması en zor şeydir ölüm, hele sevdiğiniz birine ölümü anlatabilmek, o kaçınılmaz sonsuza gidişi paylaşmak; hem de hiç zedelemeden ve yaşayanın hayatında eksilmeden, yeşil bir dal gibi umutlu, kalbinde ikinci bir insan gibi kalmayı başararak. Ölümü düşünmek bile ürpertiyor, çaresiz bırakıyor insanı. Hiç olmayacakmış gibi yok sayıyoruz veya aynı sebeple benzeyenleri bir araya topluyoruz. Tıpkı Down Sendromlu, Otizmli, Serebral Palsili, Zihinsel , Bedensel…. vs. diğer engellilere karşı çoğunlukta olan baskın tutumumuz gibi. Toplum ,engelliyi, farklılığı olanı yok saymayı bir seçenek olarak sunabilir mi? Aynı sebeplerle engelli olanları, birbirine fiziksel yada zihinsel olarak benzeyenleri bir araya toplamak neyin ifadesi olabilir? Kimi açıklar daha çok? Varlar, hem de yüzbinlerce, biliyoruz, ama yokmuş gibi yaşıyoruz. Çünkü henüz onlarla birlikte yaşamayı, hayatın her alanında, her yerinde birlikte olabilmeyi tam bilmiyoruz. Öğreneceğimiz çok şey var Yotam(lardan) Erika ninelerden, onların varoluşları ve yaşam gerçekliklerinden.

Fatma Öney’ i daha önce “Sende gitme triyantafilis” adlı Ankara Devlet Tiyatrolarının sahnelediği oyunda yine anne rolünde izledim, üç kere. Muhteşemdi. Burada yine anne rolünde ve yine muhteşem. Bizi gözlerin ardındaki çocukların, annelerin, farklı hayatların tam ortasında umarsız ve kayıtsızken yakalıyor…

Ankara Devlet Tiyatrosuna, yönetmenine, dansçısından ,ışıkçısına tüm ekibe emeği geçen , ilgili olan ve katkı sunan her kese teşekkürler, çok ama çok teşekkürler. İyi ki tiyatro var, iyi ki siz varsınız.

Kalbimize ve ruhumuza bir duyarlılık ışığı yaktınız.

Mustafa ATEŞ
Çocuk Gelişimi Eğitimi Uzmanı
TODEG Başkanı
(Toplumsal Duyarlılık ve Engelliler Entegrasyon Gönüllüleri Derneği
)

ANKARA DEVLET TİYATROSU
Yazan: N.Semel
Çeviren: A.Şirin OKYAYUZ YENER
Yöneten: Kemal BAŞAR
Oyuncu: Fatma ÖNEY
ANKARA DEVLET TİYATROSU MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Right Menu Icon0 (553) 238 00 39